14 Aralık 2011 Çarşamba

çünkü biz yolun kendisini seviyoruz

hayatta bundan fazlası olmalı, çünkü sürekli yeni bir şeylere sahip olmuyoruz. hedeflerine ulaşmış kişi, çok şeyi kaçırmış kişidir. bu yüzdendir ki aile kuran, meslek sahibi olan, okulu bitiren kişi o sonsuz mutluluğu yakalayamaz. biz bir şeylere sahip olma yolunda gitmeyi seviyoruz, dolu ve işlevsel olma hissiyatına güvenerek yaşamayı. yolun sonuna ihtiyacımız olmadığını gördüğümüzde ise, gerçekten çok şeye sahip olacağız. çünkü biz yolun kendisini seviyoruz.

kekelemeseydi bunları söyleyecekti fakat yalnızca dedi ki: ben sanırım böyle biriyim.

o bir müzisyendi ve amacı ünlü olmak değildi, para kazanmak da. amacı sanattı, yalnızca şu anki güzelliği sonraki ana da taşımak. o yaşlı ve bilgeydi, güzel hikayeleri vardı. cümleler söylenmiş olduklarından dolayı değil, söyleyecekleri olduğu için varlardır. hikayeler yaşanmamış olsa bile anlatmak onları dinlenesi kılar, artık gerçektir. fakat siz oturmuş bir yaşlıdan hikayeler dinlerken dünyanın en ilginç hikayesi şu an kapının dışında olabilir ve onu kaçırmış olabilirsiniz. dünyanın en ilginç hikayesine kimse şahit olmasa, dünyanın en ilginç hikayesi o kadar da ilginç olmayan başka bir hikaye olurdu, böylece o anlatılagelirdi. işte bu yüzden dışarı çıkın ve yaşayın derdi ihtiyar, eğer kekelemeseydi.

bu yüzden yalnızca sustu.

tavandaki büyük, gösterişli avize parçalara ayrıldı ve yerlere kum gibi saçıldı. içindeki ışık üzgünce bir siyaha döndü, etraf loş kaldı. bir sinek kanat çırpmayı bıraktı ve kavisli bir şekilde alçalarak ahşap zemine çakıldı. renkler dondu, gözlerdeki parıltılar söndü. her şey siyah beyazdı. bu yalnızca tek bir andı.

o an bilge adamın karşısında hayat tüm kırılganlığıyla parçalara ayrıldı. derler ki her erkeğin içinde bir küçük çocuk yatar. hayatın kırılganlığı, o çocuğun kırılganlığını yansıtıyordu. adamın bilgeliği, onun hatalarını yansıtıyordu.

o tek bir an suratlarımız dondu ve sahte gülümsemelerimiz ölümsüzleşti. yalanlarımız zamanın olmadığı sonsuzluğa karıştı. derinlere gömülmüş, paylaşılmayan tüm mutsuzluklarımız ebediyen bizimle kalabilirdi. o tek bir gerçek an, eğer sonsuza kadar sürseydi.

renkler canlandı. avizenin kum gibi ufalanmış her bir parçası ait olduğu diğerini buldu. kırgın çocuk gizlendi ve bilge göründü. bilmeyenler için hayat aktı, yalanlar ve sahte suratlar gizlendiğini sanarak gülümsemeye devam etti. bilge artık daha da bilgeydi fakat, o hala aynı çocuktu, öyle kalacaktı.

0 yaftalama:

 
>