12 Ocak 2009 Pazartesi

bir münzevinin serzenişi gibi...



(karşısındakini kendinden üstün sanan iki insan tablosu- Paul Klee)

yine ofisten çıktım.. yürüyorum... yürüyorumm...

ben siyaset bilinci olarak sağa yakın yetiştirilmedim... yani çevrem sağ tarafta olmadı hiç. aslında çocukuluğumda tarafların ne olduğunu bile bilmezdim. zaten bi çocuk neyin ne oluğunu bilmez ki...

eylem yapıyordu birileri... halk evleri pankartları ve daha bi takım parti pankartları filan var ellerinde. bayraklar fian. bi an salak olduklarını düşündüm. hepsinin... niye bağırıyorlar ki böyle.

"katil israil; iş birlikçi akp." bunun için bağırılır mı?

herkes herşeyden şikayetçi.. yani ne bileyim.. solcular bişilerden memnun değil, sağcılar bişilerden memnun değil. aslında insanları solcu-sağcı olarak ayırmak doğru mu ki?

mesela bu eylemci aklıselimler israilden şikayetçi. hani bu ölen çocuklara, ailelere vs üzülüyorlar. tamam buraya kadar haklılar. destekliyorum.

ama ikinci dünya savaşı sonunda yenilme sebebimizi hanginiz hatırlıyor? ben okul kitapları dışındaki bilgilerimi yok sayarsam şunu hatırlıyorum:

"almanya yenilince biz de yenilmiş sayıldık..." dedelerimiz-ninelerimiz ve tarih kitapları bize bunu söyledi. biz dede-nine (ne haltsa artık; büyük anne, grandmom-grandpa,...) olduğumuzda veletlere şunu mu demeliyiz:

"2008'de amerika krize girince biz de krizde sayıldık." ayrıntı olarak ta şunları: "biz amerikayla bir takım ortaklıklar kurmuştuk, amerikan halkı kredilerini ödeyemeyince bizde ödememiş sayıldık. şimdi böyle fasfakiriz işte"

"BİZ ÇİN MALI KOMPRESÖRLE AMERİKAN HAVASI VERİLEREK ŞİŞİRİLMİŞ BİR NESİLİZ"

biz düzülmeye doymayan, ama düzüldüğümüz yüzümüze vurulunca haykıran-pöyküren embesil bir gençliğiz. selamlar olsun Neyzen Tevfik (soyadı da "Kolaylı"dır)

Türk milleti gariptir,
her lafi kaldirmaz;
ibne dersin kizar da
sikersin aldirmaz...

neyse... ben aslında siyasetin sol dışındaki yüzünü pek görmedim belli bi yaşa kadar. mesela bu yelpazenin sağ tarafı bir bilinmeyendi benim için aslında. hep solla uğraştım ama tam solda da olamadım aslında. sağ böyle değişik bir şeydi.

eylemcileri düşündüm. bayraklar ve pankartlar için bi meblağ harcamışlardı vs... bağırıp duruyolar.. bi an
yukardan izlediğimi düşündüm onları. kentin meydanında 50 - 100 kişi. sesleri 1km öteye gitmiyor. çevresinde polisler.
ya bu adamlar bu kadar karşıysa olanlara ve bu kadar eylemcilerse neden daha reel şeyler yapmıyorlar ki dedim.
mesela Atatürk... o yoksulluk içersinde ve teknoloji yetersizliğinde cepheler arası telefon hattı kurdurmuştu. yani aslında elinden gelen tüm imkanları kullanıyordu...
bu eylemciler ne yapıyor. toplanıp bağırıyor bi meydanda. başka meydanda da bi 100 kişi..

81 il var, her ilin iki meydanı olsa (ki yok o kadar) 162 meydan yapar. 100er kişiden 1620 kişi, 380de benden 2000 kişi... hahah kafanıza sokiim sizin, afedersiniz..

ikibin kişi bağırarak ne yapabilir ki? üstüne o bayrakları almanızı sağlayıp sizden gelir elde edenler var.. ufalanmış solcular sizi...
facebooku kuran 3 kişiydi, googleın düşünsel taslağını hazırlayan 2 kişi, vikipediayı yaratan 2 kişi, microsoftu üreten 16 kişi...

kafası çalışan bi avuç insan ve bağırmıyorlar. düşünüp eyleme döküyorlar.

eylemci arkadaşlarda gelmişler: "biz ölen çocuklara üzülüyoruz!" ya bi gidin lan.... hanginiz o çocuğun önüne atlayıp "onu değil beni öldürün" diye bağırabilir (türkçe değil tabi).. yada filistinli bir babanın yerine ölebilir? vs vs... uzatmıyorum.. acitasyona gerek yok... ama o kadar üzülse bu " eyleme can atan, çöldeki bedeviler" biraz bişiler yapardı gerçekten.

ne bileyim; kimse israilin telefon hatlarını kilitleyemeyecek kadar aciz mi bu 2000 kişiden. herkes eline cep telefonunu alıp konsoloslukları kilitlese de iyi olmaz mı? yada 2000 kişi süper bi yazılım gerçekleştirip (artık neyse) israilin banka hesaplarını..?? (yok bu fazla oldu) mesela internete bağlanmasını önlese bu 2000 kişi. 1 ay internete bağlanamamak küçük bi sorun değil bence... yada böyle şeyler işte... kahretsin ki aklım yetersiz ben böyle şeyleri pek akıl edemiyorum... düşünsel problemlerim var kimi zaman...

evet. herkes herşeyden şikayetçi.. yani ne bileyim.. evet sürekli bişilere serzenme durumundayız.. çok hevesliyiz her şeyi eleştirmeye.. ama kim olduğunu hatırlamadığım(?) biri şunu diyor:

"dünyada en adil dağıtılmış şey akıldır , çünkü kimse kendi payına düşenden şikayetçi olmaz .. "

ben bi ara aklımı eleştirdim. sağ o dönem yakın geldi aslında biraz. ama şimdi sağcı değilim. ve bakarsan tam bir solcu da değilim.. en azından bu eylemciler gibi hiç değilim... ben çocuklarıma-torunlarıma amerika ve avrupa milletleri bizi kullandı. biz düzüldük şimdi üzülüyoruz diyeceğim. onlar krize girince biz de girmiş sayıldık demem. demek istemiyorum.

ama bakarsan şimdi solcular, en özgür düşünenler olduklarını söylüyorlar. sağcılarsa istediklerini yapabileceklerini... aklıma Goethe (asıl adı Johann Wolfgang von Goethe'dir) geliyor:

"özgür olmadiklari halde, özgür olduklarini sananlar kadar hiç kimse tutsak degildir." diyor...

ve bu savaşlar... anlamıyorum. aklım almıyor... hangi toprak parçası ve hangi sebepler için çabalıyoruz? biz kendimizi kurtaramamışken onlar için neden bağırıyoruz? onlar neden onlar, biz neden biziz? ben fransız olarak ta doğabilirdim ve sen bir israilli yahudi olarak. yada ne bilim öyle işte... aklıma Hemingway geliyor ( adı Ernest'tir):

"eskiden insanın kendi ülkesi için ölmesinin ne kadar güzel birşey olduğunu yazarlardı. ama çağdaş savaşlarda ölümün güzeli yok. durup dururken köpek gibi geberiyorsun." diyor. Çünkü eskiden toprağın, ağaçların sana aitti. şimdi hiçbiri halkın değil sanki... yada böyle şeyler...

şimdi sağda mı olmalıyım yada solda mı? diyorum da....

ne bileyim... ben siyasetten anlamıyorum ki....

(fotoyu çeken: Arkhipov)

2 yorum:

M.ersoy dedi ki...

"Alice:Hangi yoldan gideyim?
Tavşan:Nereye gideceğini bilmiyorsan,hangi yoldan gittiğinin bir önemi yok."
(lewis carroll:))

Lewis bunu masal kitabında bile yazmış bizse hala anlayamamışız..
Sağı,solu,önü,ortası...
Türk siyasetinde hangisi ne tarafta belli değil ki zaten,o yüzden sadece nereye gitmek istediğini bil yeter:)
zaten en çok tuttuğumuz taraflar yüzünden yaralandığımızı,hep en zayıf halka olup sonunda delindiğimizi yazında güzelce anlatmışsın:)

Eylemciler toplaşıp bağırıyo diye hiç bi yetkili aaa bak türkiyede eylem yapıyolar hadi savaşmayalım sevişelim demez ki zaten...
yıllardır sokaklara dökülüyo bu millet ve yıllardır hep aynı hazin son..sen kendi ülkende duyuramıyon sesini hanım teyzeeee daha ne yırtınıyosun boşuna??(bu arada ölen yavrucaklar yahudi olsaydı bu insanlar yine ayaklanırmıydı bu kadar diye sormadanda geçemiyo insan tabi)

Bi daha cihana Atatürk gibi bi yiğit gelmez ama en azından onun yolundan gidebilecek biri de mi yok??Yada herşeyi birilerinden beklemeye çok mu alıştık biz yahuu??vs vs vs diye uzatır giderim ben bunu böle çok uzun oldu ama içimi döktüm iyi oldu:)

zen_düşt dedi ki...

Dökülmüş içinize teşekkür ediyorum M.ersoy :) devamını da beklerdim...

anlaşıldığını bilmek güzel şey..

 
>